Not : KANSERDEN KORUNMANIN EN ÖNEMLİ ÖNLEMİ SİGARAYI BIRAKMAKTIR.
KANSERDEN KORUNMA
Doç. Dr. Şefik GÜRAN
ÖZET
Kanser toplumda en
fazla ölüm
nedenleri içinde yer alan bir hastalık grubudur. Kanserden korunma ancak
ona
neden olan faktörlerin ortaya konması ve bunlardan uzak bir yaşam ile
mümkündür. Kanseri oluşturan nedenler çevresel faktörler ve herediter
nedenler
olarak iki grup altında incelenebilir. Çevresel nedenlerde sigara,
yenilen
yiyecekler, şişmanlık, hormonlar, viruslar, fiziksel ve kimyasal ajanlar
gösterilebilir. Ayrıca kanser kronik iltihabi olaylar, iyi huylu
tümörlerin
zemininde de daha sık olarak gözlenmektedir. Ailesel kanser olgularının
ortaya
konması, bunlara özgün moleküler genetik analizlerin yapılması ve tüm
ailenin
bu yönde uyarılması herediter form kanserlerden korunmada en önemli
yaklaşımdır.
GİRİŞ
Latince’
de
yengeç anlamına gelen kanser çağımızın
en korkulan hastalıklarından biridir. Toplumda her beş kişiden
biri
yaşantısının bir döneminde kanser ile karşılaşmaktadır. Tüm yeni tedavi
yaklaşımlarına karşın halen kanserden ölümler gelişmiş toplumlarda
ikinci
sırada yer almaktadır (1). Kişilerin kanserden korunması, erken tanı
yaklaşımları bu hastalığı bu denli korkulur olmaktan çıkarabilir.
Kanser
tek bir
hücrede oluşan genetik değişikliklerin hücrenin anormal çoğalma yeteneği
kazanması ve farklılaşması ile ortaya çıkar. Hızla çoğalan hücrelerin
oluşturduğu tümoral yapı öncelikle yakın çevreye yayılır (lokal
invazyon). Daha
sonra daha uzak organlara kan veya lenfatik yol ile yayılır (metastaz).
Organizmada en fazla kanlanan organlar olan akciğer, beyin ve karaciğer
en sık
metastaz yapılan organlardır. Tümör çoğalırken çevre dokular ile uyuma
dikkat
etmez ve hızla içinde bulunduğu organizmaya ait besinleri kullanarak
büyür (2,
3).
Kanser
oluşturan
nedenler içinde çevresel nedenler ve genetik nedenler sayılabilir.
Çevresel
nedenlerin arasında en önemli faktörler sigara, yenilen yiyecekler,
şişmanlık,
hormonlar, viruslar, fiziksel ve kimyasal ajanlar gösterilebilir. Ayrıca
kanser
kronik iltihabi olaylar, iyi huylu tümörlerin zemininde de sık olarak
gözlenmektedir (1, 4).
Kanser
oluşturan
nedenlerin içinde en başta yer alan sigara kullanımı toplumumuz için en
önemli
sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Akciğer kanserleri erkeklerde
en sık
gözlenen kanser olup etyolojide en önemli faktör sigaradır (1, 5).
Yurdumuzda
da yaygın olarak kullanılan sigaraya bağlı toplumsal bazda bilgilendirme
ve
gençlerin bu sigara ve benzeri bağımlılık yapan maddelerden uzak
tutulması
önemlidir. Gelişmiş ülkelerde sigara karşıtı propagandalar etkisini
göstermekte
gençlerin sigara kullanımı gittikçe azalmaktadır. Ancak gelişmekte olan
ülkelerde sigara kullanımı azalmamakta özellikle gençlerde artmaktadır.
Günümüzde
yenilen
gıdalar, gıdalara konulan katkı maddeleri, tatlandırıcılar, yiyecekleri
renklendiren kimyasal maddeler, yiyeceklerin pişirilme şekilleri dahil
birçok
faktör kanseri oluşturan nedenler arasında sayılmaktadır.
Biyoteknolojinin ve
kimya sanayiinin gıda sektörüne girmesinin sayılamayacak kadar fazla
katkısı
yanında bu tür korkulabilecek etkileri olacağı da gözden uzak
tutulmamalıdır.
Günümüzde zararlı etkileri gösterilmese de genleri ile oynanmış
mısırların
hayvancılık sektöründe yem olarak kullanılması kamuoyunda tartışma
başlatabilmektedir (6). Çilekli dondurmada çilek yerine çoğunlukla
çileğe özdeş
olarak yapılandırılmış katkı maddeleri kullanılmakta ve bunlar özellikle
çocuklar için en fazla tüketilen yiyecek maddeleri arasında yer
almaktadır.
Yanmış gıdaların sıklıkla alımı sindirim sistemi tümörlerini
oluşturabilmektedir. Belli hormonlar ve kimyasal maddeler kullanılarak
daha
renkli daha iri çilekler elde edilebilmekte, albenisi olan iri simsiyah
zeytinler üretilebilmektedir. Bu tür haberler ve sağlıkla ilgili
yorumlar daha
sık olarak günlük gazete ve televizyon ekranlarından halka
sunulmaktadır. Ancak
gıda sektörü ile ilgili bu tür uygulamalar da artarak sürmekte ve günlük
kullanım için market raflarını süslemektedir. Bu nedenle yurtdışında
başlayan
ve yurdumuzda da hızla yayılan katkı maddesi, hormon ve kimyasal ajanlar
kullanılmadan üretilen organik tarım uygulamaları ve bunlara talep hızla
artmaktadır (7, 8, 9).
Günlük
yediğimiz
gıdalar ve diyet de en önemli kanser nedenleri arasında
gösterilmektedir.
Çağımızın en önemli problemlerinden biri olan aşırı şişmanlık-obezite ve
yanlış
beslenme farklı türden kanserlere doğrudan veya dolaylı yollardan neden
olabilmektedir. Ayak üstü alınan gıdalar ve aşırı proteinli beslenmenin
kalın
barsak kanserini arttırdığı bilinen bir gerçektir. Yine kadınlarda sık
gözlenen
meme kanserinin etyolojik nedenleri arasında aşırı şişmanlık yer
almaktadır.
Prostat, kalın barsak ve rektum kanserlerinin günlük diyette aşırı yağ
alımı
ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Aşırı alkol alınmasının ağız, gırtlak
ve
yemek borusu kanserlerini arttırdığı bilinmektedir (10, 11). Günümüzde
Amerika
Birleşik Devletlerinde dahi kabul edilen insan sağlığına en uygun
beslenme
şekillerinden biri bizim Ege bölgesinin beslenme şekli olan her mevsim
olan
taze bitkilerin zeytinyağlı pişirilmesi, peynir ve yoğurt gibi süt
ürünlerinin
bol tüketilmesi, lifli gıdaların günlük diyetlerde önemli oranda yer
alması
olarak tanımlanabilen beslenme şeklidir (Girit diyeti). Bunun yanında
sürekli
yapılan yürüyüş, koşu ve kültür fizik hareketleri ile vücudun uygun
kiloda
tutulması sağlanabilir, sağlıklı beslenme ile özellikle
gastro-intestinal
sistem tümörlerinden korunabiliriz (12).
Organizmadaki hormon
düzeyi
özellikle meme, endometrium, prostat kanserlerinin oluşumunda etkilidir.
Alınan
hormonların bu hormona duyarlı dokulardaki hücre çoğalmasını
hızlandırdığı ve
buna bağlı ortaya çıkan genetik değişiklikler ile kanser oluştuğu ileri
sürülmektedir. Düzenli olarak ağızdan alınan doğum kontrol haplarının
endometrium ve yumurtalık (over) kanserlerini önleyici etkilerini
gösteren
yayınlar vardır (1, 13).
Kanser
bulaşıcı
bir hastalık değildir. Ancak bazı viral etkenlerin kanser oluşturduğu da
bilinmektedir. Herpes virusları (Herpes
Symplex Tip II) ve insan papilloma viruslarının (Human papilloma virus)
bazı
alt tipleri (HPV Tip 16-18) genital bölgede kanser oluşumunu
başlatırlar.
Çağımızın vebası olarak adlandırılan AIDS etkeninin (HIV virusu) vücut
bağışıklık sistemini bozarak farklı kanserlerin oluşumuna (Kaposi
sarkomu ve
non-Hodgkin lenfoma gibi) yol açmaktadır (1, 14).
Günümüz
teknoloji
çağında insanoğlu artık birçok elektronik cihaz, kimyasal veya
fiziksel ajanlarla iç içe yaşamaktadır. Bunlar içinde günlük kullanılan
cep
telefonlarından, temizliklerde kullanılan deterjanlara kadar olan geniş
çerçevede birçok ürün için farklı sonuçlar veren çalışmalar vardır.
İnsanoğlunun tüm bunlardan uzak yaşaması düşünülemeyeceğine göre
bunların en
azından zararlı etkileri görülenlerinden uzak durması önemlidir. Burada
daha
çok çalışma koşulları ile ilgili problemler ön plana çıkmaktadır.
Örneğin
lösemi oluşturduğu bilinen boya hammaddelerinde kullanılan organik
çözücülerden
bunları devamlı işi gereği kullanan kişilerin uzak durması gereklidir.
Benzer
olay tıp ve laboratuarlar alanında da söz konusudur. Örneğin DNA
boyamada
kullanılan etidium bromür güçlü bir mutant olup cilt kanseri
oluşturabilmektedir. Bu nedenle bu tür toksik maddeleri kullanan
personelin
bilinçlendirilmesi ve uygun çalışma koşullarının oluşturulması
gereklidir.
Fiziksel etken olarak kanser oluşturduğu bilinen ultraviyolenin
etkilerinden
korunmak için yaz aylarında güneşte uzun süreli yanmamak, zorunlu
durumlarda
cildi koruyucu kremler kullanmak gereklidir (1, 15).
Asbest
tozunun
devamlı inhale edilmesi ile mezotelyoma oluşumu arasındaki bağ
bilinmektedir
(16). Aynı zamanda benzer bir ilişki sigara kullanımı aspestoz ve
akciğer
kanseri arasında da gösterilmiştir (17). Bu nedenle bu maddenin yaygın
olarak
bulunduğu bölgelerde yaşamak veya bu maddeleri içeren işlerde çalışmak
örneğin
çok miktarda asbest içeren büyük gemilerin sökülüp parçalanmasında uygun
olmayan koşullarda çalışma bu hastalıklara davet çıkaracaktır.
Kronik
iltihabi
olayların zemininde veya iyi huylu tümörlerde uzun dönemde kanser
oluşumu
gözlenebilmektedir. Literatürde sıklıkla örnekleri tanımlanan bu
durumlardan
uygun tedavi yaklaşımları ile kurtulmak, iyi huylu tümörlerin uzun
süreli
takiplerini yaptırmak önemlidir (1).
Her
on kadında
bir gözlendiği bilinen meme kanserinde etyolojik faktörlerde biz
yukarıda
tanımlanan birçok faktörün birinin veya birkaçının yer aldığını
biliyoruz. Buna
bağlı meme kanseri riski hormona nedenlerden dolayı doğum sayısının
artması ile
azalmaktadır. İleri yaşlardaki hamilelikte, memenin iyi huylu
tümörlerinde
(memenin fibrokistik hastalığı) ve yakın akrabalarda meme kanseri
gözlenmesi
ile artmaktadır (1).
Eğer
kanser
ailesel bir özellik taşıyorsa, ailede etkilenen birçok birey vardır (herediter form). Bu tür ailesel
kanserler tüm kanserler içinde çok küçük bir oranda görülme sıklığına
sahiptir.
Ancak etkilenen ailelerde önemli sağlık problemleri oluşmaktadır.
Kanserin
ailesel bir formda olup olmadığının belirlenmesinde öncelikle aile ağacı
(pedigree) gözden geçirilmelidir.
Ailesel kanserlerde bireylere üst kuşaklardan aktarılan genlerde
bozukluk (mutasyon) kansere yatkınlık oluşturmakta ve kısa sürede ortaya
çıkan
diğer genetik değişikliklerin bu mutasyonlara eklenmesi ile kanser
oluşmaktadır. Bu ailelerde artmış oranda bir tip veya birkaç farklı tip
kanserin bir arada gözlenmesi söz konusudur. Herediter kansere sahip bir
ailede
aile ağacında anne, baba, kardeşler, anne ve babanın kardeşleri ve bu
bireylerin çocukları gözden geçirilir. Ailede kimlerin kansere sahip
olduğu
araştırılır ve bunların kuşaklar boyunca geçişinin olup olmadığı ortaya
konur.
Ailede akraba evlilikleri de göz önüne alınır. Kanseri oluşturan
genlerin bir
sonraki kuşağa nasıl aktarıldığı bulunmaya çalışılır. Ailesel
kanserlerin
çoğunluğu genetik olarak otozomal dominant formda geçiş göstermektedir.
Bu
nedenle aile ağacında her kuşakta genellikle kansere rastlanır. Aile
ağacında
kanser belli bir kuşaktan sonra gözleniyorsa bu kuşakta kendiliğinden
(spontan)
olan bir mutasyonun çoğalma hücrelerini (germ; sperm ve yumurta)
etkilemesi ve
bu hatalı genin bir sonraki kuşağa aktarılması da göz önüne alınmalıdır
(18,
19).
Herediter
bir
kanser varlığında ailelerde çok nadir gözlenen tümörlerin sıklıkla
gözlendiği
de bilinmektedir. Ailede bir veya birkaç nadir gözlenen beyin veya
böbrek
tümörünün olması ailesel kanserlerde önemlidir (20, 21).
Herediter
kanserlerde
genlerdeki problem bir üst kuşaktan aktarılmaktadır. Ailede
kanserlerin görülme yaşının genel ortalama gözlenme yaşından erken
olduğu
dikkat çeker. Ailede 40 yaş altı tanı konmuş meme kanseri olgularının
fazlalığı
veya sigara içime hikayesi olmayan 16 yaşındaki bir çocukta gırtlak
kanseri
gözlenmesi ailesel kanser tanısını destekler. Ailesel kanserler içinde
önemli
bir yere sahip olan Li-Fraumeni sendromunda p53 geninin bir alelinin
anneden
veya babadan hatalı aktarılması söz konusudur. Hatalı aktarılan bu
gendeki
diğer alelde kısa sürede problem oluşmakta çocuklar bazen kanser ile
doğmaktadır (20, 21, 22).
Bazı
tür
kanserlerin iki taraflı olması da kalıtsal kanserlere ipucu olabilir.
Meme
kanserinin iki taraflı olması, böbreğin iki taraflı tümörü (Wilms
tümörü) bizi
ailesel kanserlere yaklaştırabilir (19).
Sık gözlenen ailesel
tümörler;
Kalın barsak tümörleri, erken çocukluk dönemindeki göz tümörleri
(retinoblastoma), ailesel meme tümörleri, ailesel meme ve yumurtalık
kanserinin
birlikte olduğu olgular, farklı kanser tiplerinin bir arada oldukları
Li-Fraumeni sendromu (yumuşak dokuya ait tümörler merkezi sinir sistemi
tümörleri, meme kanseri gibi), erken çocukluk döneminde gözlenen böbrek
tümörleri (Wilms tümörü) sayılabilir. Bu tür
hastalıklara sahip olgularda günümüzde genetik geçişin
gösterilmesi DNA
düzeyindeki testleri ile olasıdır. Hastalıklarda etkilenen genlere ait
mutasyonların (APC, Rb. BRCA 1, BRCA 2, p53, WT 1 genleri gibi)
bulunması ve
elde edilen mutasyonun bu aile bireylerinde taranması kanser risklerinin
ortaya
konmasında önemlidir. Bu nedenle ailesinde kalıtsal bir kanser olduğunu
düşünen
bireylerin hastanelerin genetik bölümlerine başvurmaları gereklidir.
Yapılacak
DNA bazındaki analizler sonucu verilecek genetik danışma yaşam kurtarır
(1).
Elde
edilen
veriler ışığında kanser çevresel bir faktöre bağlanamıyorsa, heredite
gösterilemiyorsa kanserin farklı birçok nedene bağlı olarak
kendiliğinden
gelişen sporadik form olduğu
düşünülmelidir.
Günümüzde
artık
kanserle savaşta, hastalığa yakalanmamak için alınan tedbirler daha ön
planda
düşünülmektedir. Bu da kanser oluşturan etmenlerden elden geldiğince
uzak
durmak, ailesel kanser olma riski varsa bununla ilgili risklerin
araştırılması
ve erken tanı için düzenli kontrol yaptırılmasından geçmektedir.
Toplumdaki her
bireyin kanserden uzak sağlıklı olarak yaşaması en önemli amaçtır.
KAYNAKLAR
(1)De Vita JR, Hellman S, Rosenberg
SA: Cancer, principles and practice of oncology. 4th Edition. JB. Lippincott Co. Philadelphia, 1993.
(2)Alberts
B, Johnson A, Lewis J, Raff M, Roberts R, Walter P: Cancer In: Molecular
biology of the cell. 4th Edition. Garland Science. New York 2002:
pp1313-1362.
(3)Preston-Martin S, Pike MC, Ross
RK, Jones PA, Henderson BE: Increased cell
division as
a cause of human cancer. Cancer Res 1990; 50:
7415-7421.
(4)Connor M, Ferguson Smith M: Cancer Genetics In:
Essential Medical Genetics, 5th Ed. Blackwell Science. Oxford 1997: pp162-176.
(5)Doll FRS, Peto
R: The cases of cancer. Oxford University Press. New York 1981.
(6) Steinbrecher
JR: From green to gene revolution: the environmental risks of
genetically
engineered crops. Ecologist 1997; 26: 273-81.
(7)Mae-Wan H: Genetic Engineering:
Dream or Nightmare? First Edition, Gill and MC Millan Ltd., Dublin 1999.
(8) Rubin H: Cancer development: the
rise of epigenetics. Eur. J. Cancer 1992; 28: 1-2.
(9) Lemke PA, Taylor SL: Allergic
reactions and food intolerance. Raven Press, New York, 1994.
(10)National Academy of Sciences. National Research
Council. Commission of Life Sciences.
Food and
Nutrition Board: Diet and health. Implications for reducing chronic
disease
risk. National Academy Press. Washington DC 1989.
(11) Willet WC. Diet
and human cancer. In: Brugge J, Curran T, Harlow E et al. Eds. Origins of Human Cancer: A comprehensive review. Cold Spring Harbor Lab Pres. New York, 1991.
(12) Salute T: Yaşam Boyu Beslenme
ve Diyet. Boyut Yayıncılık AŞ. Istanbul, 1997.
(13)Henderson BE, Ross RK, Berstain
L: Estrogens as a cause of human cancer: The Richard and Hinda Rosental
Foundation Award Lecture. Cancer Res. 1988; 48:
246-253.
(14)Emery AEH, Mueller RF: Elements
of Medical Genetics. 7th Edition.
Churchill
Livingstone Press. New York, 1998.
(15) Hubbard R: Genome and health. American Scientist 1995; 83: 8-10.
(16) Ohlson
CG, Hogstedt C. Lung cancer among asbestos cement workers: A Swedish
cohort
study and a review. Br. J. Int Med 1985;
42: 397-402.
(17) Selikoff
U, Hammond EC, Churg J. Asbestos exposure, smoking and neoplasia. JAMA 1968; 204: 106-12.
(18)Haim
S, Mitelman F: Cancer cytogenetics. 2 nd Edition.
Wiley Liss Inc. New York, 1995.
(19)Kinzler
KW, Vogelstain B: Gatekeepers and caretakers. Nature
1997;
386: 761-768, 1997.
(20)Vogelstain
B, Kinxler KW: The Genetics of Cancer. McGraw Hill, New York 1997.
(21)Sack HG: Medical Genetics. Mc
Graw Hill Co. New
York 1999.
(22)Güran
Ş, Yunca Y, İmirzalioğlu N: Hereditary TP 53 Codon 292 and Somatic P16
INK4A
Codon 94 Mutations in a Li-Fraumeni Syndrome Family. Cancer
Genet
Cytogenet 1999; 113: 145-151.
Yazının orjinal adresi : http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/onkoloji/kanserden_korunma.htm